Mayıs 2012’de eşimle birlikte çıktığımız 10 günlük İtalya seyahati boyunca sırasıyla Roma, Floransa, Venedik, Verona ve Milano şehirlerini gezerek bolca fotoğrafla geri dönmüştük. Daha yolculuğa çıkmadan önce beni en çok heyecanlandıran şey, Verona’daki Robert Capa sergisini ziyaret edecek olmamızdı. 15 Mart’ta açılan ve 16 Eylül’de kapanacak olan “Robert Capa Retrospektif” sergisinin 6 ay açık kalacak olması ve sergiyi günde yüzlerce hatta binlerce kişinin gezmesi beni oldukça etkilemişti.
Verona’daki Scavi Scaligeri Uluslararası Fotoğraf Merkezi’ne vardığımızda büyük bir tarihi yapı ile karşılaştık. Hediyelik eşya, fotoğraf kitapları ve albümlerin satıldığı giriş katından kişi başı 5 Euro verip biletlerimizi aldıktan sonra serginin bulunduğu bodrum katına doğru inmeye başladık. Arkeolojik duvar ve kemerlerin bulunduğu bir mekana ulaştığımızda buradaki görevliler sergiyi daha rahat gezebilmemiz için bize bir kroki ve bilgi metni verdiler. Krokiye bakınca labirenti andıran sergi mekanının ne kadar büyük bir alan kapladığını tahmin edebiliyorduk. Arkeolojik kalıntıların üzerine itinayla yerleştirilmiş; kimi yerde ahşap, kimi yerde cam yürüme yollarında ilerledikten sonra serginin başlangıç noktasına vardık. Bir koridorda sıralanmış, brüt beton üzerine asılı ve oldukça iyi ışıklandırılan fotoğraflar serginin sadece ufak bir bölümüydü. Bu kısmı gezdikten sonra bu sefer oda şeklinde bir mekan ve ahşap kaplı duvarlardaki panolar üzerine asılı fotoğrafları geziyorduk. Tarihi kalıntılara hiç zarar vermeden hazırlanmış, gezmesi keyifli, büyük ve imrenilecek bir Fotoğraf Merkezi yapmış İtalyan’lar.
1947 yılında Henri Cartier-Bresson, David Seymour ve George Rodger‘la birlikte Magnum Photos’u kuran efsanevi fotoğrafçı Robert Capa’yı hepimiz muhteşem savaş fotoğraflarının yanı sıra, “Fotoğrafınız yeterince iyi değilse, yeterince yakın değilsiniz demektir” sözüyle de tanıyoruz. Serginin bir yerinde duvara bu söz İngilizce ve İtalyanca olarak da yazılmış.
Sergideki 98 adet siyah beyaz fotoğraf, tarihsel süreç içindeki olaylara göre gruplandırılmıştı. Sergi, Capa’nın ilk başarılı foto-röportajı olarak bilinen ve 1932’de Kopenhag’da çektiği; Rus devriminin önde gelen isimlerinden, Kızıl Ordu’nun kurucusu Leon Trotsky’nin fotoğraflarıyla başlıyor, Paris’teki Halk Cephesi gösterileri, İspanya iç Savaşı, Çin-Japon Savaşı fotoğrafları ile devam ediyordu. Biraz daha ilerledikçe, Capa’nın 2. Dünya Savaşı sırasında çektiği o inanılmaz kareler gözüküyordu duvarlarda. Normandiya Çıkarması’nda en zorlu ve tehlikeli alan olan Omaha sahiline çıkarma yapan ilk birliklerin fotoğrafları insanı hayrete düşürüyordu. İnternet sayfalarında ya da kitaplarda bazılarını gördüğümüz bu fotoğrafların büyük baskılarını yakından izledikçe ve Robert Capa’nın yaylım ateşi altında bu fotoğrafları nasıl bir cesaretle çektiğini düşündükçe kendisine hayranlığımız daha da artıyordu.
1913 yılında Budapeşte’de, Yahudi bir ailenin oğlu olarak doğan ve asıl adı Andre Friedmann olan Robert Capa, dünyanın gelmiş geçmiş en iyi savaş fotoğrafçısı olarak kabul edilmektedir. İspanya İç Savaşı sırasında çektiği, bir cumhuriyetçi askerin Cordoba cephesinde vurulduğu anı gösteren “Ölüm Anı” adlı fotoğrafı, bir savaş fotoğrafı ikonu haline gelmiştir. 1954 yılında Fransız işgalindeki Vietnam’ı görüntülerken, bir kara mayınına basarak hayatını kaybeden Rober Capa’nın “Hayatımın sonuna kadar bir savaş fotoğrafçısı olarak işsiz kalmak istiyorum” sözü, sergiyi gezdikten sonra daha bir anlamlı geliyor, fotoğrafa ve işine olan aşkını daha iyi anlatıyordu.
Sergide, Robert Capa’nın savaş fotoğraflarının yanı sıra; Ernest Hemingway, William Faulkner, Henri Matisse ve Pablo Picasso gibi bir çok ünlü arkadaşının portre çalışmaları da bulunuyordu. Vietnam fotoğrafları ise, Capa’nın en son çektiği fotoğraflar olarak karşımızdaydı.
Sergi mekanında fotoğraf çekmek yasak olmasına rağmen dayanamayıp birkaç fotoğraf çektim. Sergiden çıkınca, tekrar giriş katına çıkıp bu muhteşem serginin afişinden bir tane kendime ve bir tane de fotoğraf sanatçısı abim sevgili Birol Üzmez’e almayı ihmal etmemiştim. Sadece İtalya seyahatimiz boyunca değil, belki de hayatımız boyunca unutamayacağımız bir sergi gezmiş olduk.
Mehmet YASA © 2012
Sergide yer alan Robert Capa fotoğraflarından bazıları…